| Bursa Su Platformu: "Suyun Ticarileşmesine Hayır!" |
|
|
|
| Pazar, 21 Mart 2010 02:16 |
|
BASINA VE KAMUOYUNA Su, tüm canlılar için olmazsa olmaz bir öneme sahiptir. En küçük mikro organizmalardan, en büyük canlılara kadar bütün canlı yaşamının sürdürülebilirliği ancak suyun varlığı ile olanaklıdır. Dünyanın üçte ikisi suyla kaplıdır. Ancak bu su kaynaklarının yalnızca binde üçü kullanabileceğimiz ölçüde tatlı su kaynaklarından oluşmaktadır. Su kaynaklarının kıtlığı Dünya bankası raporlarında da yer almakta, bu raporlarda su; insan ve tüm canlılar için yaşamsal bir ihtiyaç olarak değil, ticari bir mal olarak tanımlanmaktadır. Ülkemizin dereleri, nehirleri, gölleri ve yer altı sularına göz dikenler geçen yıl İstanbul’da düzenledikleri 5. Dünya Su Forumu’ndan sonra hedeflerine ulaşmak için derelerin ‘su kullanım hakkı sözleşmeleri ile birlikte özel sektöre devrini tüm Türkiyenin gündemine getirmişlerdir Elektrik piyasası kanunu ile birlikte hızlanan liberalizasyon, özellikle hidrolik potansiyeli değerlendirme adı altında en küçük derelere kadar bütün temiz su kaynaklarını tehdit eder hale gelmiştir Hidroelektrik santrallerin yapımı ülkenin enerji politikalarındaki dışa bağımlılık ilişkilerinin bir çözümü olarak da sunulmaktadır. 1700’ün üzerinde HES projesinin büyük kısmının yapımına başlanmıştır.Hes için ne havza planları yapılmış, ne de bilimsel Çevre Etki değerlendirme raporları oluşturulmuştur.Dereler kaynağından alınarak borular içerisinde geçirilmekte ve su doğadan, yaşamdan, bölge halkından koparılmaktadır. Uludağ Milli Parkı başta olmak üzere, ülke genelindeki pek çok doğal su kaynağı hızla sermayenin insafsızlığına terk edilmiştir.Yasa gereği kendi doğallığına bırakılması gereken, Milli Parklardaki doğal su kaynakları ticari çıkar ilişkilerine terk edilmiştir. Geçmişte uygulanan hatalı su politikaları nedeniyle Marmara Denizi’nden büyük sulak alanlarımız kurutulmuş, yüzlerce nehir ve akarsuyun doğal yapısı bozulmuş, yer altı sularımız insafsızca kullanılmış ve kirletilmiştir.Devletin yetkili kurumları, bu kirletmeyi engellemek ve kirleteni cezalandırmak için gereken çabayı göstermemektedir. Yakın zamanda su dağıtım şebekelerinin kamunun elinden alınıp şirketlere satıldığına tanık olacağız. Su ağaları istedikleri kalitede suyu istedikleri fiyattan bizlere pazarlıyor olacaklar. Derelerimiz, göllerimiz doğanın ve halkın elinden alınarak, kıyılarında mafya tarzı adamların kol gezdiği ticari şirketlerin malı olacaktır. Su kaynak değil, bulunduğu havzaya ait doğal bir varlıktır. Yerelde Bursamızda; Bursa Su Platformu
|





