Yurtsever TMMOB ve ‘Rantsever’ Üyeleri! - Oktay Ekinci PDF Yazdır e-Posta
Çarşamba, 02 Haziran 2010 10:16

 

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nin (TMMOB) 27-30 Mayıs’ta Ankara’da yapılan 41. Genel Kurulu öncesinde anlamlı bir açılış vardı. 70’lerin unutulmaz TMMOB Başkanı mimar Teoman Öztürk’ün adı verilen “park”, 26 Mayıs’ta hizmete girdi.

Çankaya Belediye Başkanı Şehir Plancısı Bülent Tanık’ın bu girişimi, sadece Ankaralılara değil, tüm ulusumuza armağandır… Çünkü mühendis ve mimarlarımızda Teoman Öztürk’lerle özdeşleşen “yurtsever”lik geleneği, günümüzde doruğa çıkan “rantsever”liğin gerici politikalarına karşı hâlâ yitirilmeyen “toplumsal duyarlılık”ların mayasıdır.

Nitekim CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun da açılışa katılarak Nâzım’ın ünlü “Akın var akın güneşe akın; Güneşi zapt edeceğiz, güneşin zaptı yakın” dizelerini anımsatması, ülkeyi sarmalayan “umut rüzgârı”nın da aynı gelenekten beslendiğini gösteriyordu...

TMMOB yönetimi ise yarım yüzyılı aşkın, “kesintisiz” süren bu duyarlılığın kaynağını “41. Genel Kurul Çağrısı”nda şöyle vurguluyor: “TMMOB ve odalar, mesleki demokratik kitle örgütüdür; demokrat ve yurtsever karakterdedir; emekten ve halktan yanadır; anti-emperyalisttir.. ‘Yeni Dünya Düzeni’ teorilerinin, ırkçılığın ve gericiliğin karşısındadır.

Genel kuruldaki en büyük afiş işte bu duruşun “tarihsel özlem”iydi: “Yaşasın Bağımsız, Eşit, Özgür, Demokratik Türkiye”... Aynı özlemin “güncel” sorumlulukları da “Özelleştirmeler ve Kamusal Alanın Talanına Hayır”; “Bu Ülke ve Bu Halk Satılık Değildir” sloganlarıyla özetlenmişti…

Afişlere bakarak düşündüm... Benim “mesleki gözlemler”imle tanık olduğum 35 yılın mücadele gündeminde “kamusal değerlerin talanı” hiç eksik olmadı. Hemen tüm hükümetlerin “vazgeçemedikleri” ise “ulusal mal varlığımızın özelleştirilmesi” değil miydi?

Ancak bunun “ülkeyi ve halkı satamazsınız” dedirtecek düzeye tırmanması son yılların ürünü. Geleceğin tarihçileri, 21. yüzyıl başlarındaki Türkiye’yi kavrayabilmek için, eminim ki en gerçekçi saptamaları yine TMMOB kaynaklarından bulabilecekler. Yaşadığımız yılları, 1950 sonrası karşıdevrim sürecindeki yağma ekonomisinin “talandan satışa geçiş” aşaması olarak tanımlayacaklar...

Satışın teknisyenleri

Peki, bu “yeni” aşamadaki “duruş”umuz nasıl olmalı; tarihsel saptamalara yakışır bir TMMOB politikası için neler yapılmalıdır?

Yanıtını yaşadığımız bazı “farklılık”ları önemseyerek verebiliriz. TMMOB ve odalarda mesleklerin “toplum yararına” uygulanması için çaba gösteren mimar, mühendis ve plancılarımızın “ortak sorun”ları arasında artık şu “gerçek” de var: “yıllardır ‘siyasiler’le tartışılırken; son yıllarda doğrudan ‘meslektaşlar’la karşı karşıya geliniyor...

Çünkü “pazarlama politikaları”nın uygulanabilmesi için gerekli “yasal” ve “teknik” hazırlıklara bakıldığında, en değerli koruma alanlarının bile uluslararası talana açılmasında “bilimsel sakınca görülmeyen”! raporları siyasiler değil, mimar, mühendis ve şehir plancıları hazırlıyorlar… Dahası toplumsal çıkarlar yerine bireysel kazançlara dönük teknik hizmetleri “uydurma terimler”le “ders konusu” yapanlar bile var. Örneğin “ÇED Raporları”...

Son 3 yıldaki 2 bin ÇED Raporu’ndan yüzde 99’u, yatırımı ve yer seçimini “çevreyle uyumlu” buluyor! Bunların çoğu meslek odalarınca açılan davalarda “bilim dışı”lıkları nedeniyle iptal edilmesine rağmen “müellif”lerine hiçbir yaptırım uygulan(a)mıyor!

Benzer şekilde mahkemelere sunulan kimi “bilirkişi raporları”nda, hâkimleri toplum yararına aykırı hükümler vermeye zorlayan değerlendirmeler giderek çoğalıyor… Aynı bilirkişilerin “akademik dokunulmazlık”larına da ne ses çıkartan var, ne de sorgulayan...

Sözün kısası ülkenin ve halkın satışı, mimar, mühendis ve plancıların hazırladıkları “pazarlama projeleri”, “pazarlama raporları”, “pazarlama planları”yla gerçekleşiyor. Yağmaya karşı mücadele tarihimizin yüz akı önderi olan TMMOB’nin, 41. dönemde bu gerçeği mutlaka “önlem gündemi”ne alması gerekiyor...

 


Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Kaynak: Cumhuriyet Gazetesi

 

Bu içeriği paylaşın

 
 
 

Bilişim Dosyası

Bilişim Teknolojileri, topluma eşit ve özgür bir dünya için yeni olanaklar sunduğu gibi, var olan toplumsal eşitsizlikleri daha da derinleştirme ve daha baskıcı toplumsal sistemler kurma yönünde bir potansiyele de sahip.

Özgür Yazılım Hareketi üretimde özgürlük, tüketimde eşitlik temelinde farklı bir yazılım kültürü yarattı. Kullanıcı özgürlüğünü tehdit eden her alanda alternatif politikalar üretti. Örgütlediği kampanyalarla bilişim tekellerinin ve hükumetlerin üzerinde bir kamuoyu baskısı oluşturdu. Başta yazılım geliştiriciler olmak üzere toplumun Bilişim Teknolojilerini gelişiminde söz hakkında sahip olmasının yolunu açtı.

Politeknik'in Bilişim Dosyası da bu doğrultuda şekillenecek. Bilişim Dünyası'ndaki gelişmeleri üretim özgürlüğü, tüketim eşitliği ve iletişim hakkı temelinde ele alacağız. Bunun yanında Bilişim Dosyası'nda, bilişim çalışanlarının sorunlarına ve örgütlenme deneyimlerine yer vereceğiz.

 

Katkılarınızı bekliyoruz...

Etkinlik Takvimi

Kimler Çevrimiçi

Şuanda 33 konuk çevrimiçi