|
|
|
|
Politeknik Seçki
|
Salı, 17 Ocak 2012 17:03 |
Geçen hafta sizlere TMMOB (Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği) üzerindeki iktidar baskısından bahsetmiştim. Şimdi de eşine benzerine zor rastlanabilecek bir uygulamayı anlatarak, kaldığım yerden devam ediyorum..
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Çarşamba, 04 Ocak 2012 15:06 |
“Siyasal İktisat maddesinde; söz etmek zorunda olduğum ve hükümet adını verdiğim kamusal iktisat ile hükümranlık dediğim yüksek otoriteyi ayırmalarını rica ediyorum; ayrım, birinin yasa koyma hakkı bulunması ötekinin ise yalnızca icra gücünün olmasından kaynaklanır”(Rousseau’dan aktaran G.Agemben “Demokrasi Kavramı Üstüne Giriş Notu”, s 13) “Düzen düşkünlüğü ve kitleler karşısında duyulan korku –liberal ideolojinin temeli budur işte. Liberalizm için demokrasi terimi, en nihayetinde, tüccar despotizminin ve bu despotizmin dizginsiz rekabetinin takma burnundan başka bir şey değildir.” (D.Benssaid, “Daimi Skandal, s 15-16)
|
|
Devamını oku...
|
|
Çarşamba, 07 Aralık 2011 18:01 |
|
Bilgisayar Mühendisleri Odası kuruluş çalışmaları iki kanaldan ilerlemektedir: - Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) İçerisinde Yapılan Çalışmalar - TMMOB ve EMO Dışında Akademik Alanda ve Sektörde Meslektaşlarımızın Kişisel Çabaları ile Yürüttüğü Çalışmalar
Her iki kanaldan yürüyen çalışmalar da yoğun emek-zaman isteyen değerli ve sürece katkı sunan çalışmalardır. Ancak Bilgisayar Mühendisleri Odası, ilgili yasa gereği belirlenmiş meslek birliği olan TMMOB’nin mevcut fikirsel ve tarihsel konumlanışından bağımsız ele alınamaz.
Bilgisayar Mühendisleri Odası kuruluşu için bu durum aynı zamanda yasal bir zorunluluktur. Ne demek istiyoruz kısaca açıklamaya çalışalım:
Meslek Odaları TC Anayasası’nın 135. Maddesi’nde aşağıdaki şekilde kamu tüzel kişilikleri olarak tanımlanmıştır: “Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları; Belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzel kişilikleridir.”
Buradan çıkacak sonuç şudur: Meslek Odaları; - Yasa ile kurulur. - Belli bir meslek mensuplarını içine alır. - Üyelik zorunludur. Katılmadan mesleki faaliyette bulunmanın olanağı yoktur. - Özerktirler: İdari Özerklik: Organları kendi mensupları tarafından ve kendi üyeleri arasından seçilir. Seçimler yargı gözetiminde yapılır. Mali Özerklik: Özel bütçeleri vardır. Gelirleri üye aidatları, yaptıkları hizmet karşılığı aldıkları ücretler ve para cezalarından oluşur. - Siyasi partiler, meslek kuruluşlarının seçimlerinde aday gösteremezler. - Kamu tüzelkişisidir: - Yönetmelik hazırlayabilir. - Düzenledikleri belge karşılığı ücret alabilir. - Meslek kurallarına uymayanlara cezai yaptırımları uygulayabilir.
Bütün Mühendislik disiplinlerinde ilgili Meslek Odalarının kurulma yetkisi ise 6235 sayılı kanun ile Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne verilmiştir: “Madde 2 - (Değişik: KHK/66 - 19.4.1983) Birliğin kuruluş amacı ile yapamayacağı faaliyetler ve işler aşağıda gösterilmiştir. Birliğin kuruluş amacı: a) Bütün mühendis ve mimarları ihtisas kollarına ayırmak ve her kol için bir oda kurulmasına karar vermek; b) Bu suretle aynı ihtisasa mensup meslek mensuplarını bir Odanın bünyesinde toplamak”
Dolayısı ile Bilgisayar Mühendisleri Odası kurulacak ise; TMMOB içerisinde olacak, yine onun yönetmelik ve ilkelerine uygun biçimde şekillenecektir. Başta belirttiğimiz: “Bilgisayar Mühendisleri Odası kuruluşu için bu durum aynı zamanda yasal bir zorunluluktur.” cümlesinin anlamı budur.
O zaman hemen TMMOB Ana Yönetmeliği’ne göz atalım ve odaların kurulması nasıl tanımlanıyor görelim: “Odaların Kurulması Madde 47: Mevcut olanaklar ve koşullar elverişli ise her meslek dalı için Birlik Genel Kurulu kararı ile yalnız bir Oda açılabilir. a) Bir Odanın Genel Kurulunda, Odaya bağlı olan bir meslek kolu mensuplarının ayrı bir Oda kurmalarının önerilmesine karar verilmesi ya da herhangi bir Odaya bağlı bir meslek kolu mensuplarının en az üçte ikisinin ayrı bir Oda kurmak istemesi halinde, bu isteklerinin ilk toplanacak Birlik Genel Kurulunun kararına sunulmak üzere, Oda Yönetim Kurulunca Birlik Yönetim Kuruluna gönderilmesi zorunludur.” Yukarıda TMMOB Ana Yönetmeliğinden yaptığımız alıntıda üç cümleyi özellikle koyu yazdık. Sonuncusundan başlayalım: “ilk toplanacak Birlik Genel Kurulunun kararına sunulmak üzere” deniyor demek ki Oda Kurma kararını TMMOB Genel Kurulu verecek. Peki, Genel Kurula nasıl sunulacak? “Bir Odanın Genel Kurulunda, Odaya bağlı olan bir meslek kolu mensuplarının ayrı bir Oda kurmalarının önerilmesine karar verilmesi” halinde yani Bilgisayar Mühendisleri Odası için düşünürsek şu an bağlı olduğumuz ve yasal olarak tanımlı meslek örgütümüz olan Elektrik Mühendisleri Odası Genel Kurulunda ayrı bir oda kurma önerilmesine karar verilmesi gerekli.
Ya da “herhangi bir Odaya bağlı bir meslek kolu mensuplarının en az üçte ikisinin ayrı bir Oda kurmak istemesi halinde” yani yine Bilgisayar Mühendisleri Odası için düşünürsek Elektrik Mühendisleri Odasına üye Bilgisayar Mühendislerinin (ki bu rakam Eylül 2011 itibari ile 2386’dır) en az üçte ikisinin yani 1591 EMO üyesi Bilgisayar Mühendisinin imzası ile mümkün olabilecektir.
Ne Yapmalı? Yukarıda anlatmaya çalıştığımız TMMOB Ana Yönetmeliğinde geçen her iki yöntemi de birlikte ele alıp, süreci her ikisini de kapsayacak şekilde örmemiz gerekmektedir.
Yani hem EMO Genel Kurul süreçlerini değerlendirmemiz, EMO içerisinde Bilgisayar Mühendislerinin Oda talebini tartıştırıyor ve gerekçelerimizi anlatabiliyor olmamız gerekmekte hem de diğer yandan nicel olarak bu taleplerin arkasında kaç kişi duruyor gösteriyor olmamız gerekmektedir.
Söylemlerimiz ve taleplerimizin birkaç kişinin değil, Türkiye’deki tüm Bilgisayar Mühendislerinin ortak arzularını ifade ettiğini EMO ve TMMOB’ye hissettirmemiz gerekmektedir.
Bildiğimiz gibi yönetmelikler pratikte kanun hükmündedir ve TMMOB Ana Yönetmeliği değişmediği sürece bunun dışında bir üçüncü yol yoktur. Görev; Bilgisayar Mühendisleri Odasının Kurulmasıdır. Bunun için işleyecek yasal süreç aşağıda özetlenmiştir: - EMO üyesi bilgisayar mühendisleri bulundukları bütün şubelerde Bilgisayar Meslek Dalı Komisyonlarında görev alacaklardır. - Bilgisayar Meslek Dalı Komisyonları aynı zamanda bilgisayar mühendislerinin örgütlendikleri adres olacak, böylelikle oda kurulması için gerekli örgütlenme çalışması da bir yandan örülmüş olacaktır. - Şubelerde yer alan Meslek Dalı Komisyonları (MDK) aracılığı ile konu doğrudan EMO Yönetim Kuruluna bağlı olan Meslek Dalı Ana Komisyonu’na (MEDAK) taşınacak, örgütlenmenin tüm ülkede nasıl yapılacağı planlanacaktır. - MEDAK aracılığı ile EMO Yönetim Kuruluna yapılan çalışmalar aktarılacaktır. - Önümüzdeki EMO Şube Genel Kurulları sürecinde tüm şubelerden Bilgisayar Mühendisleri Odası kurulmasına dair Tavsiye Kararlarının çıkarılması sağlanmalıdır. - Şubelerden gelen Tavsiye Kararları ile Bilgisayar Mühendisleri Odası çalışmasını EMO Genel Kuruluna taşımalı ve oradan da bir Tavsiye Kararı çıkartılmalıdır. - Bir yandan bu çalışmalar yapılırken bir yandan da üye meslektaşlarımızın sayısını artırmalı ve üyelerimizden destek imzası toplanmalıdır. - Yine bu süreçte TMMOB’ye bağlı diğer odalar ile iletişime geçerek konu paylaşılmalı, taleplerimiz dile getirilmeli ve TMMOB Genel Kurulunda destekleri istenmeli, Bilgisayar Mühendisleri Odası gündemde tutulmalıdır. - TMMOB Genel Kurulunda EMO Genel Kurulundan çıkan Tavsiye Kararı diğer odaların da desteği ile Bilgisayar Mühendisleri Odası Kurulması Kararına dönüştürülmelidir.
Bütün bu süreçte zinciri sürükleyecek ana halka, bilgisayar mühendislerinin birlikte ve örgütlü hareketidir. Gerek EMO içerisinde gerekse EMO dışında çalışma yürüten tüm meslektaşlarımızın olaylar karşısında ortak refleks geliştirebilme yeteneği bizleri sonuca ulaştıracaktır.
Bu çalışmaların hiçbiri birbirinin alternatifi değildir. Tersine hepsi olması ve yürütülmesi gereken çalışmalardır. Birinin eksik bıraktığını diğerinin tamamladığı, birbirini destekleyen, güçlendiren çalışmalardır.
Önemli olan birbirinden bağımsız ve ayrı ayrı yürüyen, çoğu kişisel çabalar ve sonsuz özveri ile ilerleyen bütün çalışmaları koordineli bir şekilde ortak bir Bilgisayar Mühendisleri Odası çatısı altında toparlayabilmektir.
Ayrı ayrı küçük derecikler ana nehir yatağında buluşmalı, TMMOB’ye güçlü bir Bilgisayar Mühendisleri Odası olarak akmalı, güç katmalıdır. Yapılacak bütün çalışmalar, etkinlikler ve hazırlanacak program-takvimler hep bu amaca hizmet etmelidir.
Son Söz Yerine: Bilgisayar Mühendisleri Odası kurulmasına samimice katkı sunmak isteyen tüm meslektaşlarımız için;
Adres bellidir: Halen resmi meslek örgütümüz olan Elektrik Mühendisleri Odasıdır.
Yöntem bellidir: Bilgisayar Mühendisleri başta şu anda yasal olarak bağlı bulundukları EMO olmak üzere TMMOB’ye bağlı tüm diğer odalar ve mühendisler ile bağlarını güçlendirecek, topladığı imzalar ile kendi sayısal gücünü ve yarattığı örgütlülüğünü TMMOB’ye taşıyacaktır.
Bunun dışındaki her yöntem yasal geçerliliği olmadığı için daha baştan ölü doğacaktır. Ya da iyi niyetli ancak sonuç alamayan çalışmalar olarak zaman içerisinde sönümlenmeye mahkûm olacaktır. Mehmet Harun Özer EMO Ankara Şubesi Bilgisayar Meslek Dalı Komisyonu Üyesi |
|
Cuma, 21 Ekim 2011 23:07 |
|
Bilgisayar Mühendisliği bölümleri ülkemizde ilk defa 1977 yılında Hacettepe ve ODTÜ’de kurulmuş, eğitimlerine Lisans düzeyinde başlamıştır. Bu bölümler ilk mezunlarını 1981 yılında verdiler. Demek ki ilk mezunlarımız 2011 yılı itibari ile meslekte 30 yılı devirmiş durumdalar. |
|
Devamını oku...
|
|
Perşembe, 20 Ekim 2011 11:35 |
|
Kamuoyu tarihi İstanbul’un siluetini “ezen” gökdelenleri tartışırken, medyadaki “ürkütücü fofoğraf”ın doğacağını “ruhsattan önce” ilgililere ÇED Raporlarıyla bildiren Mimarlar Odası da “Kent Kültür ve Demokrasi” forumlarının 4. Buluşmasını İstanbul’da gerçekleştirdi. |
|
Devamını oku...
|
|
Çarşamba, 07 Eylül 2011 13:35 |
|
Yeni iletişim teknolojilerinin hızlı gelişimi sınıfsal mücadele ve örgütlülük konusunda günümüzde büyük sıkıntılar içerisinde olan emek örgütlerini değişime zorluyor. Bu süreçte hemen hemen herkes emek örgütlerinin internet teknolojisini, uluslarası ilişkileri daha etkin kullanması konusunda hem fikir durumda bulunuyor. Ancak diğer yandan da sendikaların örgütlenme biçimleri konusunda ciddi tartışmalar yürütülüyor. Tartışmalarda, internet sendikacılığı yaklaşımlarını savunanlar, emek örgütlerinin yok olmamak için yeni topluma ve bilgisayar teknolojisine uyumlanması gerektiğini vurguluyor ve emek örgütlerinin kökten bir değişikliğe gitmesi gerektiğini savunuyor. Bu yaklaşımlara tepki duyanlar ise sendikaların sınıf örgütü olduğunun internet sendikacılığı yaklaşımlarıyla gölgelendiğini iddia ederek, teknolojik gelişimin piyasanın ihtiyaçlarına göre belirlendiğini ve teknolojinin toplumun kendi iktidar yapısını ürettiği değerlendirmelerinde bulunuyor. Ayrıca bu yaklaşımı savunanlar da teknolojiden yararlanılması gerektiğini söylerken, ancak teknolojinin ve teknolojik değişimin mücadeleci sendikacılıkla etkilenmesi gerektiğini savunuyor. |
|
Devamını oku...
|
|
Pazartesi, 05 Eylül 2011 14:12 |
|
Seçimlerden sonra hükümet kuruldu, bazı bakanlıkların ismi ve yetkisi değiştirildi... Pek azımız, bakanlıklardaki bu değişimin halkı nasıl etkileyeceğini, görev alanlarının nasıl değişeceğini sorguladı. Oysa Türkiye, girdiği büyük değişimin devamı niteliğinde, geri dönülmez biçimde dönüşüyor... |
|
Devamını oku...
|
|
Pazar, 21 Ağustos 2011 03:00 |
|
Veblen’in kapitalizme eleştirel yaklaşan diğer önde gelen siyasal iktisatçılardan nasıl ve ne yönde farklılaştığını belirlemek için onun teknoloji kavramına yüklediği özgün anlama bakmak gerekir. Sweezy, Veblen’s Critique of the American Economy (Veblen’in Amerikan Ekonomisi Eleştirisi) adlı makalesinde Veblen’in Marx ve Schumpeter’dan farkını vurgularken bu noktaya çok önemli bir açıklık getirir. Marksist kuramda teknolojik gelişme kapitalistlerin varlıklarını sürdürebilmek için gerçekleştirmek zorunda oldukları sermaye birikimi faaliyetinden kaynaklanır. Bu nedenle, sanayide yaratıcılık işlevinden sorumlu olan “mucitler ve teknisyenler”e özerk bir konum atfedilmez. Bunlar neredeyse tümüyle kapitalistler arasındaki yaşamsal rekabete bağlı olarak sürüp giden teknoloji yarışına tabi failler olarak kavramlaştırılır. Schumpeter’ın kuramında ise kapitalistler pasif rantiyeler olarak görülürken, teknolojik gelişme ve sıçramalar kapitalizmin aktif özneleri olarak kavramlaştırılan girişimcilere atfedilir. Dolayısıyla, Sweezy’e göre, Schumpetercı yaklaşımda da “mucitler ve teknisyenler” özerk bir konuma sahip değildir; bir biçimde bunların iktisadi ve toplumsal gelişmede herhangi bir etkinliğinden söz ediliyorsa, bu, onların girişimci rolüne soyunmuş olmalarının bir sonucu olarak görülür. |
|
Devamını oku...
|
|
Pazartesi, 11 Temmuz 2011 16:10 |
|
Türk filmlerinin klasik sahnelerinden biridir fabrika giriş-çıkışları… Akşam gruplar halinde fabrikanın bahçesinden yorgun çıkanlar, salkım saçak tutundukları otobüslere binerek dağılır kentin köşelerine… Ertesi sabah aynı insanlar aynı yorgunlukla belirir fabrikanın önünde. Filmlerde ‘mavi yakalıların’ anlatıldığı bu film sahneleri günümüzde belki biraz görüntü değiştirerek plazalarda ‘beyaz yakalılar’ için yaşanıyor. Metrolar, otobüsler sabah saatlerinde ‘prezentabl beyaz yakalıları’ servis noktalarına taşıyor. İşyerine varanlar manyetik kartlarını okutup, turnikelerden geçerek içeri giriyor. Manyetik kartın çıkış için ne zaman turnikeye dokunacağıysa belli olmuyor. Çünkü artık mesai saati iş dünyasının en esnek iki kelimesi haline gelmiş durumda. Tek mesele mesai saatleri de değil. Aynı masayı paylaşan arkadaşların birbirlerini değerlendirmek durumunda bırakıldığı performans değerlendirmeleri, orantısız maaş dağılımı, birkaç ayda bir lafı duyulan işten çıkarılacak listeleri, “senin yerinde olmayı bekleyen binlerce işsiz var” klişesiyle çözülmeyen sorunlar yumağı ve Türk Dil Kurumu’nun ‘bezdiri’ olarak Türkçeleştirdiği, ‘işyerinde baskı’ anlamına gelen mobbing. |
|
Devamını oku...
|
|
Pazartesi, 11 Temmuz 2011 09:50 |
|
AKP hükümeti 2010 yılında çıkan Yenilenebilir Enerji Kanunu (YEK) ile HES'lere çok büyük bir teşvik verdi. 10 yıllık alım garantisi ve kilowatt-saat başına 0.073 dolar ya da 7.3 cent. Türk Lirası olarak ise bugün için 11.6 kuruş. Bu teşvik sermayedarların gözlerini döndürmüş durumda ve bu durum sonuç olarak vergi ve elektrik ücretleri üzerinden birilerini zengin etmek demek. Halkın bu temel ve alternatifi olmayan ürünü kullanma zorunluluğu sömürüye dönüştürüldü, şirketlere yeni ve garantili kâr alanı açıldı. Bu durum HES karşıtı mücadelenin suyun metalaşması ile birlikte dile getirilmesi gereken boyutlarından biri. |
|
Devamını oku...
|
|
|
|
|
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>
|
|
Sayfa 1 > 16 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bilişim Dosyası
Bilişim Teknolojileri, topluma eşit ve özgür bir dünya için yeni olanaklar sunduğu gibi, var olan toplumsal eşitsizlikleri daha da derinleştirme ve daha baskıcı toplumsal sistemler kurma yönünde bir potansiyele de sahip. Özgür Yazılım Hareketi üretimde özgürlük, tüketimde eşitlik temelinde farklı bir yazılım kültürü yarattı. Kullanıcı özgürlüğünü tehdit eden her alanda alternatif politikalar üretti. Örgütlediği kampanyalarla bilişim tekellerinin ve hükumetlerin üzerinde bir kamuoyu baskısı oluşturdu. Başta yazılım geliştiriciler olmak üzere toplumun Bilişim Teknolojilerini gelişiminde söz hakkında sahip olmasının yolunu açtı. Politeknik'in Bilişim Dosyası da bu doğrultuda şekillenecek. Bilişim Dünyası'ndaki gelişmeleri üretim özgürlüğü, tüketim eşitliği ve iletişim hakkı temelinde ele alacağız. Bunun yanında Bilişim Dosyası'nda, bilişim çalışanlarının sorunlarına ve örgütlenme deneyimlerine yer vereceğiz. Katkılarınızı bekliyoruz...
Kimler Çevrimiçi
Şuanda 54 konuk çevrimiçi
|
|