TMMOB Genel Kurulu'na Giderken - Hayri Çalağan PDF Yazdır e-Posta
Pazar, 23 Mayıs 2010 22:55
1954 yılından beri ülkenin eğitimli, elit ve hali vakti yerinde olan bir kitleyi oluşturan mimar-mühendislerini örgütleyen ve yönlendiren TMMOB, 1970'den sonra üyelerinin ağırlığı ücretli mimar-mühendislere geçince, söylemi ve tarafı da doğal olarak değişmiş oldu.

Kuruluş yasasının kendisine verdiği yetkiye de dayanarak ülkenin sorunlarına sahip çıkan TMMOB, 1970-1980 yıllarında sosyalist ve demokrat söylem ve halkçı eylemleriyle öne çıktığı ve sınıf mücadelesinde onurlu yerini aldığı, aşikardır. 12 Eylül sonrası ise tüm demokratik kurumları tarumar eden faşizm, elbette TMMOB'un, bu halkçı duruşunun bedelini de çok ağır ödetmiştir. Ancak özellikle 1988 yılından itibaren, yönetimlere gelen dostlar, 70 sonrası Türkiye sol hareketi tarafından yaratılan devrimci geleneğe sahip çıkmak için önemli çaba içine girmişlerdir. 1998 yılında yani yaklaşık 10 yıl sonra, ülkenin her yerinde, yerelden başlayarak tartışmalar örgütlenmiş; yerel kurultaylar sonucunda seçilen delegelerle Ankara'da TMMOB demokrasi kurultayı yapılmıştır. TMMOB'un ülkenin sorunlarının çözümüne yaptığı katkı zirvesinin bu kurultay olduğu, herkes tarafından kabul ve takdir edilmiştir. Ancak daha sonraki yıllarda TMMOB sürekli irtifa kaybetmiştir. Öyle ki bugün hiçbir gerekçe olmadan gözaltına alınan ve tutuklanan üyelerine sahip çıkmak bir yana, bir basın bildirisi yayınlamaktan bile aciz hale geldiği de ortadadır.

Oysa 1998 yılının koşullarını bugünün rahatlığıyla kıyas bile edemeyiz. En azından bugün 'Kürt' 'Kürt kimliği' demek artık kovuşturma gerekçesi olamamaktadır. Ama TMMOB'u yönetenler TMMOB'un yarattığı bu değere sahip çıkmamaktadır.

Devrimci-demokrat vehmi içinde olan mevcut yönetimin sahiplenmediği kurultay kararları nelerdir?

'Kürt Sorununda Demokratik Çözüm Önerileri;

1) Türkiye'de tüm toplumu büyük çapta sıkıntılara sokan savaşa son verilmelidir.

2) Kürt kimliği tanınmalı ve anayasal güvence altına alınmalıdır. Kürt dili ve kültürü üzerinde her türlü kısıtlayıcı politikalardan vazgeçilmeli, Kürt dili ve kültürü korunmalı, gelişmesi için olanak tanınmalıdır. Türklerin ve Kürtlerin bir arada kardeşçe ve eşitlik içinde yaşayabilecekleri demokratik bir düzen zaman kaybedilmeden kurulmalıdır.

3) Zorunlu göç nedeni ile köyünü ve yöresini terk etmek zorunda bırakılan insanların tüm maddi kayıpları tazmin edilmeli ve bunların can ve mal güvenliği sağlanarak özgürce yerlerine geri dönüşleri sağlanmalıdır.

4) Kürt sorununun tartışılmasını engelleyen, düşünceyi ifade etme ve örgütlenme özgürlüğü önünde engel olan tüm yasalar kaldırılmalıdır.

5) Demokrasinin yerleşmesi için Türkiye'nin de taraf olduğu Uluslararası Sözleşmeler iç hukuka yerleştirilmelidir. Başta Anayasa olmak üzere anti- demokratik tüm yasalar gözden geçirilip, demokratik hukuk devleti normlarına uygun hale getirilmelidir.

6) Olağanüstü Hal, Koruculuk Sistemi, İller Yasası ve Merkezi Kriz Yönetmeliği kaldırılmalıdır.

7) Ülkede kalıcı barışın sağlanması için tüm siyasi tutuklulara ayrımsız genel af çıkarılmalıdır.

8) Savaş ortamında gelişen çeteler, ortaya çıkarılmalı faili meçhuller aydınlatılmalı ve tüm failleri yargılanmalıdır.' (1998 Demokrasi Kurultay Kararları)

Görüleceği üzere söz konusu kararları dillendirmek için devrimci filan olmak gerekmiyor. Demokrat ve vicdan sahibi olan ve TMMOB'un kuruluş yasasının verdiği şu görevi halkın yararına yorumlayan herkes bunları söyleyebilir. TMMOB yasası 'kamunun ve ülkenin çıkarlarının korunmasında, yurdun doğal kaynaklarının bulunmasında, korunmasında ve işletilmesinde, çevre ve tarihi değerlerin ve kültürel mirasın korunmasında, tarımsal ve sınai üretimin artırılmasında, ülkenin sanatsal ve teknik kalkınmasında gerekli gördüğü tüm girişim ve etkinliklerde bulunmak' diyor.

Ey sevgili 'devrimci, demokrat dostlar', siz ne diyorsunuz?

Sesiniz gelmiyor!


Hayri ÇALAĞAN
Elektrik Mühendisi



Kaynak: Günlük Gazetesi
 

Bu içeriği paylaşın

 
 
 

Bilişim Dosyası

Bilişim Teknolojileri, topluma eşit ve özgür bir dünya için yeni olanaklar sunduğu gibi, var olan toplumsal eşitsizlikleri daha da derinleştirme ve daha baskıcı toplumsal sistemler kurma yönünde bir potansiyele de sahip.

Özgür Yazılım Hareketi üretimde özgürlük, tüketimde eşitlik temelinde farklı bir yazılım kültürü yarattı. Kullanıcı özgürlüğünü tehdit eden her alanda alternatif politikalar üretti. Örgütlediği kampanyalarla bilişim tekellerinin ve hükumetlerin üzerinde bir kamuoyu baskısı oluşturdu. Başta yazılım geliştiriciler olmak üzere toplumun Bilişim Teknolojilerini gelişiminde söz hakkında sahip olmasının yolunu açtı.

Politeknik'in Bilişim Dosyası da bu doğrultuda şekillenecek. Bilişim Dünyası'ndaki gelişmeleri üretim özgürlüğü, tüketim eşitliği ve iletişim hakkı temelinde ele alacağız. Bunun yanında Bilişim Dosyası'nda, bilişim çalışanlarının sorunlarına ve örgütlenme deneyimlerine yer vereceğiz.

 

Katkılarınızı bekliyoruz...

Etkinlik Takvimi

Kimler Çevrimiçi

Şuanda 28 konuk çevrimiçi